Home

Diksiyon Dersi

AÇIKLAMALAR

 

 

GİRİŞ

Sevgili Öğrenci,

Güzel ve etkili konuşmanın, kendimizi doğru ifade etmenin ve bunları yaparken jest

ve mimikleri doğru kullanmanın çevremizle olan iletişimimizde ne kadar önemli olduğu

tartışılmaz bir gerçektir.

İletişimin bir algılama faaliyeti olduğunu düşünürsek yaşadığımız çevre, bizi bu

diksiyon bilgisi ile artık son derece doğru anlayacak ve algılayacaktır. Böylece artık

hayatımız boyunca yanlış anlaşılma korkusu taşımayacağız. Çünkü bu modülü aldığınızda ve

başardığınızda artık duygu ve düşüncelerinizi daha rahat ve anlamlı bir şekilde ifade

edebileceksiniz.

Diksiyon, sosyal hayatın bir parçası olduğu gibi iş hayatınızda vazgeçilmez

unsurlarındandır. Telefonda konuşmayı bilmeyen, düzgün cümleler kuramayan ve ne

konuştuğu anlaşılmayan bir bankacı veya bir yönetici sekreteri düşünebilir misiniz?

Elbette hayır. O halde bu modül size iş hayatınızda da destek olacak ve diğer

özelliklerinizle beraber tercih edilen bir eleman olma özelliği kazandıracaktır.

GİRİŞ

ÖĞRENME FAALİYETİ 1

Sözlü iletişim sırasında doğru ve anlaşılır bir anlatım kullanabileceksiniz.

ARAŞTIRMA

 Çevrenizdeki radyo ve TV istasyonlarına gidin ve oradaki personellerle görüşün.

 Radyo ve TV spikerleri hangi eğitimi almış sorun ve notlar alın.

1. ANLATIM

1.1. Anlatıma Hazırlık

1.1.1. Doğallık

Anlatımda yapaylığa düşmeden konuşmanın gerektirdiği ses tonuyla konuşmaya

doğallık denir. Bu özellik, diksiyonun vazgeçilmez öğelerinden birisidir. Doğallığın önemi,

kişinin kendine ait konuşmalarından çok, sesiyle canlandırdığı metinlerde ortaya çıkar.

Bağırma

Bağırma, insan sesinin en doğal görünüşlerinden biridir. Bağırma sesi çıkarılırken

gerekli hecede ünsüzün şiddetlendirilmesi ve buna aynı şiddette süresi uzatılan ve yükseltilen

ünlünün katılması gerekir.

Gülme

İnsana özgü doğal ses çıkarma biçimlerinden birisi de gülmedir. Gülme doğal olmakla

birlikte doğal biçimde canlandırılması kolay değildir.

Hıçkı____________rık (Ağlama)

Kimi dramatik olay ve durumları aslına uygun olarak seslendirme ve canlandırma

biçimine diksiyonda hıçkırık (ağlama) adı verilir. Diksiyonda doğallık sağlayacak

becerilerden biride hıçkırığı gerçeğine en yakın biçimde çıkarabilmektedir.

AMAÇ

ARAŞTIRMA

ÖĞRENME FAALİYETİ–1

:

4

Anlatım Alıştırmaları

Doğallık, bağırma, gülme ve hıçkırık (ağlama)gibi diksiyonu bütünleyen özellikler

yerli yerinde ve kıvamında kullanabilirse konuşmayı albenili duruma getirebilir. Bu

bakımdan sınıf içinde sırayla bu dört eylem tekrarlanabilir.

1.1.2. Üslûp

Konuşmacının duygu, düşünce ve bilgilerini karşı tarafa aktarmasına üslûp adını

verdiğimiz değişik yollar kullanılmaktadır.

Sade Üslûp

Doğal ve açık anlatım özelliğine sade üslûp” denir. Bu üslûpta uzun ve süslü sözler,

gösterişli parlak hayaller yerine kolay anlaşılır bir tarz esastır. Kolay ve pratik öğretmek,

eğlendirmek ve üslûbun niteliklerindendir.

Yüksek üslûp

Düşünceler ve duygular çok yüksek, sanatlı ve görkemliyse bu tür anlatıma “yüksek

üslûp” adı verilir. Bu üslûpta kelimeler, seçkin ve parlaktır. Sade ve kolay anlaşılan cümleler

yerine imajlara ve söz sanatlarına dayalı ifadeler kullanılır. Bu üslûbu kültürlü insanlar anlar.

Karışık üslûp

Herkesin anlayacağı nitelikteki anlatım özelliğine de “karışık üslûp” denir. Bu tür

söyleyişte sade ve yüksek üslûbun karışımı görülür. Bu üslûbu her sınıftaki insan anlayabilir.

:

5

10%

30%

60%

Şekil 1.1: Karışık üslup

1.1.2.1. Üslûpla İlgili Çalışmalar

Bu sonuçlardan şunu anlıyoruz; ilk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz, nasıl

bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz, ne konuştuğumuzdan daha

önemli olmaktadır.

 Yukarıdaki üslûp türlerine uygun parçalar bulunuz ve sınıfta okuyunuz.

 Sınıf içinde yukarıdaki üslûp türlerine uygun konuşmalar yapınız.

1.1.2.2. Üslûp Özellikleri

Nasıl ki her yazının üslûp açısından bir özelliği varsa her konuşmanın da kendine özgü

bir üslûbu vardır. Konuşmanın karakterini biraz da üslûp belirler. Konu ile seçilen üslûp

arasında bir uygunluk sağlanamazsa konuşma başarısız olur. Bu açıdan üslûp ile ilgili temel

bilgilere sahip olmak. üslûbun inceliklerine dikkat etmek ve üslûbu belirlerken üzerinde

düşünmek gerekir.

Bir konuşmacının söylemek istediğini anlayabilmek dinleyenler açısından önemlidir.

Konuşmasında çok sayıda yabancı kelime kullanan, bir yığın terimleri arka arkaya sıralayan,

biraz dinlemeden sonra usanç veren bir konuşmacıyı kimse dinlemek istemez.

Bir konuşmada aranması gereken üslûp özelliklerini aşağıdaki başlıklarla ortaya

koyabiliriz:

İçtenlik

Bir konuşmacıda bulunması gereken en önemli özellik içtenliktir. Çünkü, gönülden

çıkmayan bir söze, inanmadan söylediğiniz bir söylediğiniz bir düşünceye kendiniz kabul

etmediğiniz için başkalarını inandırmanız çok zordur. Bu durumda rol yapmanız ve

yapmacık olmanız gerekir. Bunlar ise doğru, güzel ve etkili konuşmanın düşmanlarıdır.

:

6

Konuşmanın içten, yani samimi olması da anlatımın özelliklerindendir. Anlatımın

içtenlik tanıması demek; ancak inancımıza ve düşüncemize uygun şeyleri, içimize doğduğu

gibi konuşmak demektir. Doğruluğuna inanmadığı bir düşünce ya da içine doğmayan bir

duygu üzerinde yazan kişi, kendini zorlar. Bu yüzden anlatımı içten ve doğal olmaz. Bu da

konuşmanın etkili olmasını engeller.

Duruluk

İyi bir konuşmacının mutlaka bir amacı vardır. Hiç kimse boşu boşuna konuşmak

istemez. O halde konuşmanın anlaşılması ilk şarttır. Bunun gerçekleşebilmesi ise sözlerin

açık ve duru olmasına bağlıdır. Konuşmacının ağzından çıkanların kulağımıza pürüzsüz bir

biçimde ulaşması da duruluğu özelliklerindendir. Hiç kimse konuşmacıyı dinlerken bulmaca

çözmek zorunda kalmayı istemez. Duru bir anlatım, sözün anlamının kolay kavranmasını

sağlar. Söz sanatlarıyla yüklenmemiş, süssüz ve tumturaksız anlatıma “duruluk” adı verilir.

Düşünüldüğü gibi konuşmak, gereksiz mecazlara ve sanatlara kaçmamak, konuşmanın

anlamca dolgun olmasını ve rahat anlaşılmasını sağlar.

:

7

Akıcılık

Bir konuşmanın rahat ve kolay anlaşılması, kelimelerin dile dolaşmaması,

dinleyicilerin rahatsız olmadan anlayabilmeleri durumuna “akıcılık” denir. Konuşmanın

akıcı olabilmesi için zaman zaman dinleyicileri dikkatleri toplanmalıdır. Bu amaçla,

konunun niteliğine göre, fıkra, nükte, atasözü, deyim, vb. gibi öğelere başvurulabilir.

Her türlü konuşmada söylenmesi güç olan kelimeleri kullanmaktan kaçınmalıdır.

Akıcılık, kelimelerin seçiminden ve söz dizimindeki uygunluktan gelebileceği gibi hayal ve

düşüncelerin düzenindeki dengeden de doğabilir.

Çok uzun ve girişik sözler de duygu ve düşüncelerin kavranmasını güçleştirir,

konuşmanın akıcılığını keser.

İçinde birçok bilimsel terim bulunan konuşmalarda sıkıcı olur. Eğer çok terim

kullanmak zorunluluğu varsa bunlar, elden geldiğince arka arkaya getirilmelidir.

Özgünlük

Duygudan ve düşünceden başka, anlatımda özgün olmaya, yani başkalarına

benzememeye çalışmak gerekir. Anlatımın özgünlüğü herkesten farklı bir görüş, duyuş ve

düşünüş tarzına sahip olunması ve bunların değişik bir tarzda ifade edilmesi

demektir.Konuşmalarında belirli bir özgünlüğü olanlar, ileride ünlü hatipler arsına

girebilirler.

Herkesin bildiği, en azından pek çok kaynakta var olan bilgileri dinleyicilere aktarmak

konuşma sanatı açısından pek hoş bir durum değildir. Her şeyden önce; ortaya konulan

duygu, düşünce ve bilgilerin özgün olması gerekir. Bunlara ortaya koyuştaki üslûp da özgün

olmalıdır.

1.1.3. Açıklık

Karmaşık ya da yalın bir metin, herhangi bir konuşmanın anlaşılır bir biçimde

dinleyiciye aktarılmasına “açıklık” adı verilir. Bunun için sadece boğumlandırma ya da

büküm yeterli değil. Konuşmacı seslendirme öğelerini kullanmada elde ettiği beceriyi metnin

anlamıyla birleştirebilmelidir. Bu noktada konuşmacının hem ses öğelerini kullanma becerisi

hem de konuşmanın içiriğiyle ilgili ayrıntıları verebilme gücü önemlidir. Konuşmacı sanata

dayalı konularda yorumunu, düşünceye dayalı konularda ise düşüncelerini öne çıkarabilmeli

ve bunları dinleyicilerin hayal dünyasında yaşatabilmelidir.

Bütün bunları hakkıyla yapabilmek için;

 Parça iyice kavranmış olmalı ,

 Ana düşünce ve duygular, anahtar sözler belirlenmiş olmalı,

:

8

 Söz içindeki durak yerlerini ve sürelerinin iyi ayarlanmış ve geçişlerin uygun

yapılmış olması gerekir.

 Yapaylıktan sakınılmalı

 Biçim öğelerinin içeriği duyurmada işlevlerinin olup olmadığına dikit

edilmelidir.

1.1.4. Kuvvet

Duyguların gerçek değerlerine göre sesin aldığı biçime “ kuvvet” adı verilir.

Duygunun önemi, sesin şiddetiyle belirtilmektedir. Ancak, bunun çalışılmayla kazanılacağı,

özellikle şiddetli duyguların belirtilmesinde ölçünün çok dikkatle ayrılması gerektiği

unutulmamalıdır.

Duygu ve coşku doruklarını iyi hesap etmeyen bir konuşmacı, anlatıma şiddet

kazandırmak isterken güç duruma düşebilir; soluğu kesilebilir, yerli yersiz iniş çıkışlarla

şiddetli sesler çıkarıp tempoyu ve akışı bozabilir, boğumlanma hataları yapabilir. Bu durum

her şeyden önce soluk almanın düzeniyle ilgilidir.

Kuvvet daha çok şiir, tiyatro, hitabet gibi türlerde önem arz etmektedir. Kimi şiirler

güçlü tonla kimi şiirler ise aksine yavaş ve düşük bir ses tonuyla okunmalıdır.

1.1.5. İmge

Konuşmacının anlatmak istediklerini bir takım güzel benzetmelerle, hayal ürünleriyle

süslenmesine “imge” adı verilir. Anlatımındaki renkli ve çarpıcı görüntüleri, ilginç

soyutlamaları dinleyicinin gözünde canlandırabilme gücüdür. Buna dikkat etmeden yapılan

konuşma, özgünlüğünü duyurmaktan yoksun olacağından başarısız bir konuşma sayılır.

Konuşmaya gerekli imgeleri yerleştirebilmek için, ilkin imgesel özelliklerini kavramak

gerekir. İyi bir konuşmacının konuşurken hangi imgeleri ne zaman ve ne şekilde

kullanacağını bilme ya da kestirebilme gücüne ulaşması gerekir. İmgeler, değişik kategorileri

ve çeşitlere ayrılmaktadır. İmgenin duyurmak ve göstermek istediklerini dinleyicilere

iletebilmek için çalışmaları yalın örneklerden başlamak gerekir. Konuşmanın imgesel gücü,

diksiyon becerilerinin göstergelerinden biridir. Dinleyiciye konuyu renk, biçim, hareket, ses

ve soyutlama biçiminde doğru ve etkili biçimde ulaştırabilmek, büyük bir aşamadır.

Bir konuşmacının konuşmasını ilgi çekici bir duruma getirebilmesi, öncelikle seçeceği

imgelerle ilgilidir. Bunun temelinde ise bireylerin gözlem gücü, kişilikleri ve çevreleri

yatmaktadır.

:

9

1.1.6. İncelik

Anlatımda metnin örtülü ya da açık anlamını, metin içinde içeriğin gösterdiği

ayrıntılarda hissettirebilme gücüne “incelik” denir.

İncelik; konuşan kişinin sanatına, bilgi ve görgüsüne bağlıdır. Bu özellik

konuşmacının

Başarısını etkileyin en önemli öğelerden birisidir. Sıradan, bayağı sözler söyleyen bir

konuşmacı dinleyicilerde beklenen etkiyi uyandıramaz .Çoğu zaman dinleyicileri bezginlik

ve usanç içine sokabilir.

1.1.7. Duygunluk

Konuşmacının duygu, hayal ve heyecanlarını dinleyenlere de yaşatabilme gücüne

duygunluk adıverilir. Konuşma metnindeki duyarlılığın dinleyiciye hissettirebilmesidir.

Anlatıma duyarlık yükleyebilmek, yapaylıktan ve abartıdan sakınarak en doğru seslenmeyi

bulmakla gerçekleştirebilir.

1.1.8. Hareket

Konuşmanın gerektirdiği hız veya yavaşlığa hareket adı verilir. Konuşmanın metnin

özelliğine göre ağır ya da çabuk söylenmesi niteliğidir. Ağırlık ya da çabukluk, anlatılacak

duygu ve düşüncelere göre değişiklik gösterilir.Bir metnin bütününe ait birimlerinde görülen

hareket değişikleri arasında uyum sağlanabilmelidir.

Sakin, yumuşak, rahatlık, dayanma niteliği gösteren duygular ağır; coşkulu ve

gerilimli duygular hızlı söylemeyi gerektirir.

1.1.9. Taklit

Konuşma esnasında kimi ses ve sözlerin canlandırılmasına taklit adı verilir .Taklit iyi

bir diksiyon çoğu zaman önemli bir ihtiyaçtır.Duygu, düşünce ve hayallerin dinleyicilere ses

veya hareket taklidi yoluyla aktarılabilmesi son derece önemli bir üstünlüktür.Özellikle, fıkra

anlatmada ve özel sohbetlerde bu fark kendini gösterir.

:

10

UYGULAMA FAALİYETLERİ

İşlem Basamakları Öneriler

 Verilecek mesajı

belirleyiniz.

 Mesaj türleri ile ilgili bilgileri okuyunuz. Ne zaman,

nerede, kime, nasıl mesaj vereceğinize karar

verirken dikkatli olunuz. Doğruluğuna

inanmadığınız mesajları vermeyiniz. Doğru

zamanda verilmeyen mesaj, amacına ulaşmaz.

 Bedeni, mesaja uygun

kullanınız.

 Beden dilini kullanırken abartısız ve doğal olunuz.

Hissettiğiniz gibi davranınız.

 İlk izlenim çok önemlidir. Giyiminize ve dış

görünüşünüze özen gösteriniz. Temiz, düzenli ve

bakımlı olunuz. Biliyorsunuz, bunun için geniş

imkanlara sahip olmak gerekmiyor.

UYGULAMA FAALİYETLERİ

:

11

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

Çoktan Seçmeli Sorular

1. Aşağıdakilerden hangisi sözlü mesajdır?

A) Tokalaşmak

C) Ağzını oynatmak

B) Sarılmak

D) Mektup

2. Beden dilinin günlük yaşantımızdaki önemini belirten söz hangisidir?

A) Beden dilini anlamak bir yetenektir.

B) Dil söylemezse beden söyler.

C) Beden dili bedenimizle verdiğimiz mesajdır.

D) Sözsüz mesaj bir mesaj türüdür.

3. Aşağıdakilerden hangisi sözsüz mesajdır?

A) Telefonla mesaj

C) Dilin sürçmesi

B) Gülümsemek

D) E-posta

4. İlk izlenimde en önemli belirleyici unsur hangisidir?

A) Ne söylendiği

C) Niçin söylendiği

B) Nasıl söylendiği

D) Nerede söylendiği

5. Duygusal bağ ve sahiplenmeyi gösteren davranış hangisidir?

A) El ele tutuşma

C) Gülümseme

B) Tokalaşma

D) Yakınında durma

6. Konuşma esnasında kimi ses ve sözlerin canlandırılmasına ne denir?

A) Jest

C) Taklit

B) Kıskançlık

D) Mimik

7. Aşağıdakilerden hangisi araç ve aksesuarları mesaj amaçlı kullanma nedeni sayılmaz?

A) Farklı görünmek için

B) Niyeti ifade etmek için

C) Kullanılan araçlar beğenildiği için

D) Araç ve aksesuarları tanıtmak için

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

:

12

ÖĞRENME FAALİYETİ–2

Sözlü iletişim sırasında doğal jest ve mimikler kullanabileceksiniz. .

 Kardeşinizden sevdiği bir filmi ya da seyrettiği maçta atılan bir golü anlatmasını

isteyin. Anlatırken yüz ifadesini ve vücut hareketlerini inceleyin. Anlattıklarını

kısa cümlelerle not alın.

 Görme özürlü insanlar konuşurken yüzüne bakıp yaşadığı duyguyu anlamaya

çalışın. Not alın. Gözlemlerinizi sınıfta arkadaşlarınıza anlatın.

 Kendinizin ve arkadaşlarınızın el sıkma biçimlerini inceleyin.

 Can sıkıntısı yaşadığınız bir gün mutlu insanlar gibi davranın. Örneğin;

tebessüm edin, bedeninizi dik tutun, çevrenizle ve insanlarla ilgilenin. Bir süre

sonra sıkıntınızın dağıldığını hissedebilecek misiniz? Gözlemleyin ve sınıfta

ders ortamında arkadaşlarınızla paylaşın.

 Çevrenizdeki insanların oturuşlarını inceleyin ve lütfen not alın.

 Karşılaştığımız her tür insanla tokalaşma sonrası yanak yanağa öpüşmemiz sizce

ne denli uygundur? Benimsediğiniz görüşü sınıfta tartışma ortamında savunun.

2. JEST VE MİMİKLER

Baş, el, kol, ayak ve bedenin duruşu ile verilen mesajlar jest olarak tanımlanır. Jest,

çoğunlukla mimiğin bütünü içinde ele alını. Onun başlıca elemanı sayılır. Mimik: his ve

düşüncelerimizin etkisiyle ile yüzümüzde beliren kımıldanışlar, hareketlerdir. O halde yüzün

hareketi bir yüz jesti ; vücutta his ve düşüncelerin etkisi ile meydana gelen hareketler vücut

jestidir, zaten söz söyleyenin anlatımına uygun düşerek yaptığı el, kol hareketleri jestin

tanımlanmasıdır.Söz ve mimiği birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir.Çünkü bütün

dillerde mimikle söz aynı zaman da meydana gelir.Diksiyon öğretmeni dil üzerinde çalışır.

AMAÇ

ARAŞTIRMA

ÖĞRENME FAALİYETİ–2

:

13

Ancak öğrenci söz yoluyla anlatımı öğrenirken, mimik yapmayı da öğrenmelidir ki

jest ve mimik yardımı ile doğru ses bükümünü bulabilsin. Ses bükümünü doğru söylemeye

çalışarak doğru jest ve mimik yapmayı da sağlamalıdır. O cümleleri tekrarlayarak hangi yüz,

el, kol ve vücut anlatımının, sözlü anlatımına eşlik etiğini inceleyiniz.Görecekseniz ki

mimikle anlatım sözle anlatımdan önce gelir. İlki çoğunlukla soluk alındığı sırada, ikincisi

de hep soluk verildiği sıradadır.Tıpkı tabiatta yıldırımdan önce şimşeğin çakması gibi,

anlatımın ilk işaretidir.Mimikten sonra söz bir çeşit tekrarlama ,anlatım kuvvetlendirme

yerine geçer.

Dinleyen de mimik yapar. Tiyatroda bir de karşısındakini dinleme sanatı vardır. Bazı

oyuncuların kendi sözleri bittikten sonra karşısındaki oyuncunun sözlerini dinlemeyip

seyircilerle ve kulistekilerle ilgilenmesi uygun değildir.

Bazen duruma göre kişilerin karakteri mimik anlatımla ortaya çıkarılır. O zaman sözle

anlatımının yerine mimikle anlatım geçer.Şunu unutmamalıdır ki metnini sahnede düzgün bir

söylenişle söylemek diksiyon için yeterli değildir.Bir tiyatro oyunu yazarın yazdıklarını onun

bütün düşüncelerini,hislerini söz ve mimikle anlatabilme sanatıdır.

Dil, sadece kulağa hitap etmediği zaman (radyoda olduğu gibi ) gerçek açık, belirli ve

güzel mimikle tamamlanmalıdır.Bir amaca varmayan, bir şey anlatmayan karma

karışık,seyircinin hiçbir şey anlamadığı mimikler fayda sağlamaz .Bunun üzerinde çalışarak

önce açık, belirli olmayı elde etmeli sonra onu uygulamalı ve sağlamlaştırılmalıdır.

2.1. Mimikte Anlatım

Önceki derslerimizde mimik; his ve düşüncelerimizin etkisi ile yüzümüzde beliren

kımıldanışlar ve hareketlerdir, vücutta his ve düşüncelerin etkisi ile meydana gelen

hareketler ise vücut jestidir, demiştik.

:

14

Bir yüz hareketini, bir jesti ,bir tavrı uygulamak için makine gibi hareket ederek duygu

ve düşüncelerin belirtisi elbette ki ortaya çıkarılamaz .O halde söz söylerken onlara ait

hareketleri, işaretleri öğrenmelisin.Ve bunları kullanırken ölçüyü daima göz önünde

bulundurmalısınız ki amaca erişmiş olasınız. Zira, bu sanatın başlangıcında olanlar da

vücutlarını, yüzlerini, ellerini, kollarını, parmaklarını, kullanırlarsa da yerli yerinde olmayan

bu hareketler anlatımı bozar.O halde önce jestleri sıralayalım:

Heyecan jesti:

Gözler bir an kapanıp açılır, göz kapakları aşağıya iner, baş hafif sallanır.Vücut

ürperir, titrer, sonra heyecanın verdiği yorgunluktan gevşer.

Vücudun ağrıyan bir yeri tutulur, parmaklar gerilir, büzülür, sonra da rahatlığın

verdiği gevşeme ile yüz çizgileri genişler .

Aksiyon jesti:

Tutmak, taşımak, eldeki bir şeyi atmak, fırlatmak.Herhangi bir alışma, bir güç

harcama ,yemek yemek, yatmak, gidip gelmek, bütün hareketler.

Taklit jesti:

Bir ihtiyar gibi başını titretmek, su olmadan yüzme hareketi yapmak gibi…

Duygu jesti:

Derin bir sevgiyi anlatırken dini tasvirlerde olduğu gibi, kaşlar kalkar , gözler büyür,

ağız hafifçe açılır, dudak kenarları biraz yukarı kıvrılır.Bütün çizgilerde bir tatlı okşayış,

bütün yüzde saf, temiz bir parlaklık görülür. Sinirlenme anında ,kaşlar çatılır, kaş araların da

derin bir çizgi belirir, burun delikleri açılır, gözlerde sanki şimşek çakar ,dudaklar aralanır,

alt dişler üst dişlerden önce görülür, bütün yüzde hayvani bir görünüş vardır.

İşaret jesti:

Baş, kol ve gözler işaret edilen şeye doğru döner.Başın veya gözlerin bir yöne

çevrilmesi aynı zamanda düşünceyi anlatan bir jesttir.

Yukarıda kısaca açıkladığımız ve söz söyleyen için son derece gerekli olan jestlerden

işaret ve duygu jestlerini inceleyelim.

İşaret jestleri fazla çeşitli değildir ve sade hareketlerdir.

:

15

Güler yüzlü insanlardan, sizi üzmeyecek olumlu şeylerden söz etmesini beklersiniz. Asık

suratlı insanlardan ise olumsuz şeylerden söz etmesi beklentisi içerisinde olursunuz. Asık

suratlı birinin güzel ve olumlu sözler söylemesi ne derece inandırıcı olur? Bedenin verdiği

mesajlar daha gerçekçidir.

Yer ve durum belirtmek üzere yapılan jestler

Bazen yalnız gözlerle işaret etmek yeter.Bunun için göz bebekleri gerçek veya hayali

olan şeye veya kişiye doğru döner.Bu arada baş kalkar, iner, döner.Çoğunlukla işaret

parmağı da uzatılır.Kol mesafenin uzunluğuna göre gerilir.

Uzanmış ve birbirlerinden ayrılmış iki kol iki uzak noktayı ve geniş mesafeyi gösterir.

Kollar, dirsekler dışarı gelecek şekilde kıvrılmış olduğu halde vücuttan git gide

ayrılırsa birbirinden uzaklaşan şeyleri gösterir.

Boyut belirten jestler:

Çok küçük bir şeyi anlatmak için işaret parmağının ucu üzerine aynı elin baş parmağı

ile dokunulur.

Çok büyük bir şeyi anlatmak için ise iki kol, yukarı kaldırılarak birbirinden

uzarlaştırırlar.

Avuç içleri birbirine yaklaştırılarak darlık, uzaklaştırarak genişlik anlatılır.

Eller gözlerle beraber yukarı doğru kaldırılırsa yükseklik, avuçlar ve bakışlar yere

doğru yönlendirilirse derinlik belirtilir.

Şekil belirten jestler:

Avuç içi yatay yere dönük olursa düz olan şeyi anlatır. Yuvarlak şekil belirtmek için

iki el birden bir yuvarlık çizer. Dolambaçlı, eğri büğrü şeyleri anlatmak için elin hareketleri

eğri büğrü çizgiler.

:

16

Hareket belirten jestler:

Avuç aşağı dönük ve hafifçe çukurlaştırılmış olarak yukarı aşağı kısa kısa hareketler

yapılırsa ağırlığı belirtir.

Avuç aşağı dönük olarak el, göğüs hizasından dışarı doğru hızlı hızlı sallanırsa

çabukluğu belirtir.

Sayı belirten jestler:

Tek olarak gösterilen işaret parmağı bir, işaret ve orta parmak iki, buna yüzük

parmağını da ekleyerek üç sayısı gösterilir.

Açık elin parmakları diğer elin işaret parmağı ile kapatılarak da sayı anlatılır

.

Burada genel olarak kullanılan jestlerden söz edilmektedir. Toplumdaki çeşitli

insanlara göre jestler değişmektedir. Bu sebeple her oyuncunun derin bir gözleme ihtiyacı

vardır.

Duygu jestleri :

Benliğimizde meydana gelen çeşitli düşünce ve duygular yüzümüzde, vücudumuzda

değişik belirtilerle mimiğe yardımcı olurlar. Böylece yüzün ve vücudun diğer kısımlarındaki

duygulara paralel olarak meydana gelen el, kol, vücut hareketleriyle anlatım kuvvet

kazanmış olur.

Vücudumuzun bütün kısımlarında ortaya çıkan ve duygularımızı anlatan belli başlı

jestleri inceleyelim.

Gözler:

Gözler yarı kapalı olursa kötülük ve küçümseme, göz kapakları indirilirse saygı

,utanma anlatılır.Gözlerin iri iri açılması şaşkınlık, hiddet , hayret ,dehşet belirtisidir.

Kaşlar:

Kaşlar çatılmışsa derin düşünceyi, sertliği sağlam bir iradeyi belirtir. Kaşların

başlangıç kısımlarının yukarı doğru kalkıp uç kısımlarının aşağı inmesi ıstırap anlatımıdır.

Ağız:

Dudakların yarı açık duruşu hayret ve sevinci, çok açılması şaşkınlığı anlatır. Dudak

kenarlarının aşağıya inmesi üzüntüyü, dudakların büzülerek önce doğru uzaması susmayı

somurtmayı belirtir.Alt çenenin biraz önce çıkması gaddarlığı, dişlerin birbirine vurması

çılgın bir hiddeti anlatır.

:

17

Baş:

Başın öne doğru duruşu merak ve gaddarlığı; geriye çekilmesi saygısızlık, korku, yana

doğru hafifçe eğilmesi kayıtsızlık, acıma; öne eğilmesi utanç ve korku belirtir.Başı yukarıdan

aşağı sallamak doğrulama, önden arkaya kaldırmak ikna etmek anlamına gelir.

Kollar:

Kolların herhangi biri “gel!” veya “git!” emri vermek üzere öne doğru hızla hareket

ettirilir. Yer göstermek üzere gösterilen yara doğru bükülür.Şiddetli hayranlık duygularının

belirtmesinde kolların biri veya her ikisi birden yukarı doğru kaldırılır. Cesaret kırıcı bir

durum karşısında ümitsizce yanlara bırakılır. Bekleyiş ve meydan okuyuşta kollar önde

kavuşturulur.

Eller:

Avuç içi yüreğin üzerine bastırılarak sevgi ve heyecan anlatılır. Avuç içi göğsün

ortasına bastırılırsa inanmak, iman etmek duygularını belirtir. Avuç içinin dışarı doğru

çevrilerek itilmesi tiksinme, iğrenme belirtir. Bu arada baş da biraz geriye doğru bükülür.

Avuçların birini diğeri üzerinde ovalama neşe, sevinç belirtisidir.

Parmaklar:

El jestlerinde özellikle işaret parmağı çok önemli bir rol oynar.İşaret parmağı kol ile

beraber öne doğru uzatılırsa işaret veya koğma anlamı verir.İşaret parmağı bükülerek göğse

doğru çekilerse yaklaşmayı ,çağırmayı ;yine işaret parmağı düz olarak ağza yaklaştırılırsa

susturmaya çalışmayı belirtir.Orta parmak başparmağa çarpılarak şaklatırsa sabırsızlık bütün

parmaklar kapatılırsa kuvvet ve azim, yumruk gösterilirse tehdit anlatılır.Parmaklar

bükülmüş olarak işaret parmağı baş parmağa sürtülürse para işareti yapılmış olur.Eller

birleştirerek parmaklar birbiri içine geçilirse yalvarma anlamına verir.

Bacaklar:

Bacakların duruşu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin diğerinden ayrılmış olarak

önde durması kuvvet ataklık ve şiddetli duyguları anlatır. Ayakların aynı hizada birbirleriyle

aynı durması rahatlık, kaygısızlık, meydan okuma veya durgunluk belirtir. Bacak bacak

üstüne atılmış olarak otururken bir bacağın sık sık sallanması sabırsızlık sinirlilik belirtisidir.

Vücut:

Vücudun büzülmesi, sırtın kamburlaşması kolların gövdeye yapıştırılması yılgınlık ve

utanma belirtisidir. Bunun aksi hayranlık, zafer anlatır.İğrenmede vücut geriye doğru ;istek ,

merak , ataklıkta ileriye doğru gider.Yana veya geriye doğru uzanarak oturmak ahlak

zayıflığını ve fizik yetersizliğini anlatır.Vücudun öne doğru eğilmesi saygı belirtisidir.Sahne

sanatçısının mümkün olduğu kadar aşağıya doğru ve uzun zaman eğilerek seyircileri

selamlamasında derin bir saygı anlamı vardır .

:

18

Jestin ruhu:

Jest konusunda yaptığımız incelemeler onu nitelemiye yetmez.Çünkü pet çok defa

tekrar ettiğimiz gibi duyguların tam olarak belirtilmesi için nasıl en canlı ve uygun kelimeleri

araştırıyorsak bu duygularla ilgili jestlerin de canlı ,açık ve belirli olması gereklidir.Şu halde

jestin bir çeşit ruhu olmalıdır.

Kalıplaşmış el, kol, yüz, vücut hareketlerine jest denemez. Kendi üzerinizde

çalışmalar yaparak ve başkalarının el, kol, yüz, vücut hareketlerini inceleyerek sanatınızda

işinize yarayacak gerçeklere ulaşabilirsiniz.

Örneğin; bir elin gerilmesi cimriliği anlatabildiği gibi, gözlerdeki pırıltılı çeşitli

dereceleri de başka duyguları anlatır.Heyecanlı, taşkın anlarda gözlerdeki parlaklık sanki

alevlenir.

Şiddetli bir sevgi kucaklaşmasıyla bir dostluk kucaklaşması birbirinden çabucak ayırt

edilebilir.

Bu örneklerle de anlatılmak istendiği gibi, jest ve mimik duygulara paralel olarak

değişikliğe uğrar. Duyguların ağırlığına veya şiddetine göre jestler de ağır veya çabuk olur.

Hatta bir kimsenin jest, mimik ve tavırlarına bakarak onun toplumdaki yerini, karakterini,

alışkanlıklarını, düşünce düzeyini, görgüsünü tahmin etmek mümkündür.

:

19

2.2. Mimikte Güzellik

Beden dilini incelerken vücudu iki bölümde ele alıyoruz. Yüz kısmında; alın, kaş, göz,

ağız ve dudakla verilen mesajlara mimik; baş, el-kol, parmaklar, ayak ya da vücudun

tümünün kullanımı ile verilen mesajlara jest adını veriyoruz.

Jest ve mimikler bazen bilerek bazen kendiliğinden, bazen de istenmedik hareketler

olarak ortaya çıkar. Ancak hepsinde bilinçaltı bir neden ve amaç vardır.

Mimiklerimizle bir diğer deyişle yüz ifadesiyle verilen mesaj, vücudun diğer kısmının

verdiği mesajdan daha etkili ve anlamlıdır.

Yüz ifadeleri altı temel duyguyu yansıtma özelliğine sahiptir: Mutluluk, korku,

kızgınlık, şaşkınlık, üzüntü ve tiksinti.

Alın ve Kaşlar

Yüzün alın kısmının kırıştırılması, diğer yüz özellikleri ile birlikte okunduğunda

şaşkınlık, gerilim, endişe veya derin düşünce anlamlarını verir.

Şaşkınlık, korku ya da bir şeyin farkına varma gibi durumlarda kaşları yukarı kaldırır;

endişe, kızgınlık anında ise aşağı indiririz. İçe dönük insanların kaşları, yalnız yürürken hep

çatık haldedir.

Gözler

Yüz ifadeleri içerisinde gözlerin çok önemli bir yeri vardır. Yüzün ifade edeceği tüm

mimiklerin hemen hepsi, gözler tarafından desteklenir. Gözler, kişinin yaşadığı çoğu

duyguyu yansıtır.

Gözlerle bir iletişimi başlatabilir ya da bir iletişimi sonlandırabilirsiniz. Biriyle

konuşurken onun bizi dinleyip dinlemediğini, ilgisini ve içtenliğini gözlerine bakarak

anlamamız mümkündür.

Başka yöne bakan kişiyle iletişim kurmak zordur. Konuşurken sürekli gözümüze

bakan biri de rahatsızlık verir.

Bir konuşma ortamında bakışların başka yöne çevrilmesi, konuşmacının

önemsenmediği anlamına gelir. Etkili iletişim kurabilmek için, karşımızdakinin gözlerine

bakmamız ve bakışlarımızı yüzünün diğer kısımlarında gezdirmemiz oldukça etkili sonuçlar

verir.

Kişinin göz bebeklerinin büyümüş olması sizi dikkat ve ilgiyle dinlediğini gösterir.

Heyecan ve dikkatin artmış olması, gözbebeklerinin büyümesine neden olur.

:

20

Resim 2.1: Kuşkucu bakış Resim 2.2 : Derin düşünce

Resim 2.3: Şaşkınlık Resim 2.4: Tasarlama

Karşınızdaki insanın yüzünün hangi noktasına baktığınız çok önemlidir. Bakışlarınızın

dikliği ya da eğikliği sizin kendinize güveninizle ilgilidir. Bir tartışma sırasında, ilk başta

karşısındakinin gözlerine dik bakan kişi, kaybedeceğini anladığında, gözlere yönelik bakışını

genelde burun /ağız kısmına doğru yöneltir.

Gözlerin kısılıp küçülmesinde cevap beklentisi içeren şüphe duyma belirtisi vardır.

Gözlerin gevşemesi ise cevabını bulduğunu gösterir. Gözler saklanıp yana kayıyor veya

bakışlar kaçırılıyorsa ya utanma ya da suçluluk duygusu olduğu anlaşılır.

Kaldırımda yürürken tanımadığımız insanlara bakışımız normalde bir saniye sürer. Bu

sürenin dört saniyeyi aşması o kişinin ilgimizi çektiği anlamına gelir.

Biriyle konuşurken göz temasımız azalır, dinleyici konumuna geçince artar. Daha

fazla ve dikkatli izleriz.

İnsanlar unuttuğu bir şeyi hatırlamaya çalışırken göz bebeği tam sola bakar. Hayal

kurduğu zaman ise sol üste bakar. Kafasında bir şeyler tasarlayan kişi gözlerini sağ üste

doğru yöneltir. Pişmanlık duyan kişilerin gözlerini yere doğru kaydırdığı görülür.

İş görüşmelerinde veya önemli konuşmalarda, alın bölgesine yani göz seviyesinin

üstüne bakmak etkili sonuçlar yaratır.

Yan bakış gizli ilgi ya da saldırganlık belirtisidir. Aşağıya bakış genelde

alçakgönüllülüğü; ayak uçlarına bakmak güvensizliği, sabit ve boş bakış derin düşünceyi

ifade eder.

:

21

Resim 2.5: Dikkatli ve ilgili dinleme biçimi.

Ağız ve Dudaklar

Ağız ve dudaklar, alacağı şekle göre birçok anlam taşıyabilir. Sağa aşağı kıvrılmış bir

dudak önemsememe, alay anlamına gelirken sola üste açılmış ve dişlerin hafif göründüğü

dudak, kızgınlık belirtisidir.

Dudakların sıkıldığı ve dişlerin kenetlendiği durum, pişmanlık duyulduğunu ifade

eder. Bir olay karşısında şaşkınlık yaşandığında gözlerle beraber ağız da açılır, alt çene

düşer.

Dolgun dudaklar insanları duyarlı, sıcak ve duygusal gösterir. Bayanların rujlarını

dudak dışına taşırmaları bu nedene bağlıdır.

Dudaklar, sinirlenince ısırılır; endişe anında yalanır.

Erkeklerde sakal, bayanlarda ise estetikli olma hali yüz ifadesinin okunmasını

zorlaştıran durumlardır.

“Yüz ifadeniz canlı olsun, sıcak ve dostça tebessüm edin. Yüzünüz çevrenize olan

ilginizi yansıtsın. Donuk ve ifadesiz gözükmekten kaçının.” gibi tavsiyeler iletişimde

başarılı olmanız içindir.

Jestlerin verdiği mesajları incelerken kişinin her zaman, benzer durumlarda aynı

jestleri göstermediklerini unutmamak gerekir.

:

22

Baş Hareketleri

Beynimiz sağ ve sol olarak iki bölümde incelenir. Sağ taraf hayal gücü, sezgi ve

vizyon merkezi; sol tarafsa mantıksal düşünce merkezi olarak kabul edilir.

Baş ile yapılan hareketler çoğunlukla mimikleri destekler ve onlara bütünlük

kazandırır.

Başımızla yaptığımız hareketlerin en bilineni, onaylama ve reddetmedir. Başın öne

doğru birkaç kez hafifçe sallanması, onaylama anlamına gelir. Başın sağa sola sallanması

veya geri atılıp kaşı kaldırma eylemi reddetme olarak kabul görür.

Karşınızdaki insana bir şey anlatırken dinleyicinin başı sağa ya da sola eğim yapmış

bir açıyla sizi izliyorsa söylediklerinizi ilgiyle dinliyordur. Başı aşağıya eğilmiş ve alttan bir

bakışla bakıyorsa sizden etkilenmemiştir, hatta sizden farklı düşünüyordur.

Başını yukarı kaldırarak bakan kişilerin üstünlük duygusu ya da saldırganlık duygusu

içinde oldukları, başı aşağıya eğik bakanların uysal, kabullenici oldukları düşünülebilir.

İşaret parmağın başın yan tarafına getirilip diğer parmakların kapalı olduğu el duruşu,

ilgiyle izleme işaretidir.

İnsan kendisine yakın bulduğu kişilere başıyla hafif yakınlaşır, uzak bulduğu

kişilerden başıyla uzaklaşır. Bu küçük hareket gerçek duyguları yansıtmak açısından çok

önemli ipucu sayılır.

Biriyle konuşurken başınızı dik tutun ve aşağı yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi

ve anladığınızı hissettirin. Söylenenleri kabul edip etmemeniz önemli değildir, sizinle

konuşana “Anlaşıldım.” duygusunu yaşatmanız güzel bir duygudur.

Eller ve Parmaklar

Eller, insanın kendini ifade etmesinde etkisi en çok olan organıdır. İnsan beyninin

düşünüp hayal ettiğini gösteren organ eldir. Konuşmanın tarzını, ritmini, ahengini ellerle

belirleriz. Bazen anlatmak istenileni tek bir el hareketi ile gerçekleştirdiğimiz olur.

:

23

Ellerin konuşma sırasında temel görevi, konuşmanın en önemli noktalarını

vurgulamaktır.

Ellerin açılması, kişinin dünyayla ilişki kurmak için harekete hazır olduğunu,

kapanması da bu konudaki isteksizliğini gösterir.

Bir topluluk karşısında ayakta konuşma yaparken kolları göğüs kısmında kavuşturur

ve geriye doğru yürürsek dinleyicilerde konuya karşı ilgisizlik oluşur. Kolları ve elleri açık

tutup topluluğa doğru ilerleme hareketi topluluğu canlandırır ve konuya karşı istek yaratır.

Ellerle hiçbir jest yapmadan konuşan kişi, donuk bir görüntü yaratır ve duygu,

düşüncelerini aktarmakta başarılı olamaz.

Çenenin, iki elin avuçları ile tutulması, derin düşünce halini, bazen de pişmanlık

sonrası duyulan suçluluk hissini yansıtır.

Kapanma duruşu, başkalarına tepki verme, kabul etmeme, tedirginlik, mutsuzluk,

savunmaya geçme gibi anlamlar içerir. Kapanma duruşu “tam kapanma” ve “yarı kapanma”

şeklindedir. Yarı kapanmada eller ve ayaklar tam birleşmez. Kollardan biri serbest iken,

diğer kol serbest kolu tutarak engel oluşturur. Tam kapanmada ise eller birbirini sarar,

ayaklar bilekten birbirine kilitlenir. Bu durumdaki kişilerin ikna olması pek mümkün

değildir.

Vücudun ön kısmında, bir elin diğer eli bilekten kavraması saygı ve çekinme

anlamına gelir. Bu hareket vücudun arkasında gerçekleşirse üstünlük ya da konuya

hakimiyet anlamını taşır.

Ayakta yapılan görüşmelerde kişiler, ellerini sağ cebine sokuyorsa iş dünyasında; sol

cebine sokuyorsa duygu dünyasında sıkıntı yaşadıklarını yansıtırlar.

Başparmak kullanımı, üstünlük göstergesi olarak kabul edilir. Ellerin diğer tüm

parmakları cebe girecek ve başparmağı dışarıda kalacak şekilde duran bir kimse üstünlük ve

serinkanlılık mesajı verir.

Elin sıkılarak işaret parmağın havaya kalkması konuşmaya otoriter bir hava verir.

Parmak kişiye yönelirse bu tehdit ve suçlama içeren bir mesaj olur.

Parmakların birbirine kenetlenmesi, kişinin ruh halinin olumsuz olduğunu ya da hayal

kırıklığı yaşadığını gösterir.

İnsan kendisini güvende hissetmediği zaman eli ile destek arayışına girer. Bu sırada el,

ihtiyaç duyduğu desteği kalem, çanta, kitap, anahtarlık, bardak gibi şeyleri kavrayarak

bulmaya çalışır. Özellikle özgüvenleri düşük olan kimsede, bir şeyleri tutma ve kavrama

ihtiyacı yüksektir. Bu sandalye veya masa kenarı olabileceği gibi kendi bedeninden bir

bölüm de olabilir.

:

24

Bir konuşma sırasında başını kaşıyan konuşmacı, söyleyeceği cümleleri tasarlıyor ve

zaman kazanmaya çalışıyordur.

Konuşma sırasında dinleyici, sık sık ensesini kaşıyorsa söylenilenlere katılmadığını,

şüphe içerisinde olduğunu yansıtır.

Jestlerde aşırıya kaçmamak gerekir. Konuşma yaparken ellerinizi cebinizde tutmaktan

ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçınmanız olumlu bir imaj

yaratır.

Tokalaşma

Tokalaşma (el sıkışma) biçimi insanın hem kişiliğini hem de statüsünü belli eden

hareketlerdir. Tokalaşma, karşımızdaki kişinin elini sıkma şeklimizden, sıkma süresi ve

şiddetine kadar hep mesajlarla dolu bir süreçtir.

El sıkma biçimlerinin ne anlama geldiğini bilirsek, insanların kişiliklerine ait önemli

ipuçları elde ederiz. Tokalaşmaları üç ayrı grupta ele alabiliriz:

Eşit statüde tokalaşma tarzı: İki el de birbirini kavrar ve avuç dışları tam sağ ve tam

sol yönlüdür. Her iki kişinin de kendi varlığını karşısındakine hissettirme amaçlıdır. Dengeli

ve güven veren bir el tokalaşma türüdür.

Resim 2.6: Dengeli ve güven veren tokalaşma türü

Üstünlük belirten tokalaşma tarzı: Avuç içleri yere bakar şekilde yapılan el sıkma

şeklidir. Avuç içinin yere dönük olması, kişinin karşısındakine güçlü ve üstün olduğu

izlenimini verme amacını taşır. Yapılan araştırmalar üst düzey yöneticilerin büyük

çoğunluğunun avuç içleri yere bakar şekilde el sıkıştıklarını ortaya koymuştur.

:

25

Boyun eğen tokalaşma tarzı: Parmak uçlarının diğer kişinin avucuna bırakılarak

yapılan el sıkma çeşididir. Genellikle kendisine güvensiz, çekingen ve endişeli insanlarda bu

tarz görülür. Hemen belirtmekte fayda var; bayanlarda çok sık görülen bu tür el sıkma şekli,

onlar için aynı anlam ve belirtileri göstermez. İltifat ve incelik bekleme duygusu ağır

basmaktadır.

Resim 2.7: Üstünlük belirten tokalaşma tarzı

Özel duyguların yansıtılması, güven ve samimiyet hislerinin belirtilmesi amacıyla

bazen karşımızdaki kişinin elini iki elimizle sıkabiliriz. Yine benzer duygularla tokalaşırken

karşımızdakinin kolunu veya omzunu sol elimizle tutmak bazen duygusal yakınlaşmayı

artırır.

Ancak bu tür davranış sadece çok yakın arkadaşlar arasında yapılırsa anlamlı olur. Üst

düzey bir yöneticinin başarılı, genç bir çalışanına veya öğretmenin başarılı bir öğrencisine bu

şekilde yakınlaşmasının o kişilerin motivasyonunu artırdığı görülmüştür.

Tokalaşma işlemini kimin başlatacağı ve zamanlama önemlidir. Esas olarak el uzatma

işlemini ev sahibinden misafire, yöneticiden memura, yaşça büyük olandan küçüğe,

bayandan erkeğe doğru gerçekleşmesi gerekir. Ancak; insanların duydukları memnuniyet

veya özel duygular nedeniyle tokalaşmayı başlatan kişilerin sırası değişebilir.

Tokalaşmanın süresi, insanlar arasındaki yakınlığa göre değişebilir. Uygun olan el

sıkma işleminin 2-3 saniye içinde bitmesi gerekir. Bu sürenin uzaması taraflar arasındaki

yakınlığın ve özlemin fazla olduğunu gösterse de çoğu kez taraflara sıkıntılı anlar yaşatır.

:

26

Resim 2. 8: Tokalaşırken koldan tutmak güven ve samimiyeti yansıtır

Tokalaşmanız ne boyun eğen, ne de üstünlük taslayan bir tarzda olmalı. Tokalaşmanız

içten, samimi olmalı. Ortam uygunsa hafif tebessümle destekleneni daha etkili olur.

Tokalaşırken güç denemesi yapmak, hem eli sıkılan kişide olumsuz duygular yaşatır

hem de kişinin şiddete eğilimli olduğunu açığa çıkarır.

:

27

Bu anlatılanlardan sonra şu sonuca varabiliriz: Tanrının insanlara vermiş olduğu

şekil ve görünüş güzelliği başkalarına etki yapmakta yeterli değildir.Bu şekil görünüş

güzelliğini duygulara uygun güzel jest, mimik ve tavırlarla değerlendirmek, fizik güzelliğini

kullanmasını bilmek gerekir

Yanlışlar:

Bütün insanlar için dikkat edilmesi lüzumlu olan, özellikle bir sahne sanatçısının

yapmaması gereken ve iradesiyle düzeltebileceği yanlışları beraberce gözden geçirelim:

 Ellerin, kolların yüzün önünde dolaştırılması, başın öne eğilmesi ve göz

kapaklarının hemen hemen kapanmış halde bulunması yanlıştır. Sahneye yeni

çıkmış olanlar ıstırap, acı anlatımı olarak gözbebeklerinden hayat fışkırırken

gözlerini yarı kapar, elleri yüzlerinin önünde tutarlar. Bu hareketlerinin sonunda

da doğal olarak etkili olamazlar.

 Bazı hareketler bayağılık, aldırmazlık etkisi verirler. Örneğin, parmaklarını

yeleğinin koltuk altlarına geçirmiş konuşan bir kimsenin bu duruşu ayıp değildir,

ama zarif de değildir. Elleri kalçaya koymak, ceplere sokmak, arkada bağlamak,

bacakları çaprazlamak da serbest hareketler olmakla beraber göze hoş görünen

duruşlar değildir.

 Bu sebeple dinleyici karşısında okurken veya söz söylerken bunlardan, buna

benzer bayağı hareketlerden vazgeçmek şarttır.

 Ayağı yere vurmak, ellerini birbirine çarpmak, baş parmağı işaret parmağı gibi

kullanmak, tehdit etmek için yumruk göstermek gibi görünüşe bayağılık katan

pek çok hareketlerin kullanılması hiçbir zaman hoş değil.

 Heyecanlı bir parçayı okur veya anlatırken konusunun gerektirdiği mimik ve

jestlerle anlatımınızı kuvvetlendirebilirsiniz. Ancak mimiklerimiz abartılmış

olursa bir soytarının komik etki yapabilmek için duygu ile ilişkisi olmayan yüz

hareketlerine benzeyebilir. Maskaralıkta, soytarılıkta abartmalı yüz hareketleri

gereklidir. Fakat bir sahne sanatçısı veya toplum karşısında konuşan bir

kimsenin buna ihtiyacı yoktur.

 Bu konuyu bitirirken göze hoş görünmeyen bazı hareketleri özetleyelim.Ellerle

yapılan çeşitli hareketler, kolumuzu göğsümüzün önünden geçirerek öbür

kolumuzun bulunduğu taraftaki her hangi bir şeyi işaret etmek. Sırtı

kamburlaştırmak, omuzları yukarı kaldırmak, vücudu, elleri,kolları, parmakları,

başı, gözleri fazla hareket ettirmek ,sık sık gözleri kırpıştırmak, yapılmaması

gereken hareketlerdir.

Kısaca mimiğin ilk niteliğinden birinin “itidal” olduğunu söyleyebiliriz .Yalnız

mimikte değil, jest ve tavırda da itidal şarttır. (itidal: Soğukkanlı, ılımlı, ölçülü olma.)

:

28

Güzel bir söz vardır. “Sana nasıl davranmalarını istersen, sen de başkalarına öyle davran.

Fakat ilk iyi davranışı sen yap.” Bu söz lütfen hayat felsefeniz olsun!

Ülkemizde bölgeler arasında, bazı bedensel mesaj farklılıkları olduğunu bilmekteyiz.

Kırsal alanlarda yaşayanlarla şehirlerde yaşayanlar arasında da önemli sayılabilecek

farklılıklar görmek mümkündür.

Tüm dünyada ortak medya ürünleri (televizyon yayıncılığı, sinema filmleri) olması,

zamanla beden dillerinin birbirine benzemesine yol açmaktadır. Turizm hareketleri ve

göçler beden dili benzemelerinin diğer nedenleridir.

:

29

UYGULAMA FAALİYETLERİ

İşlem Basamakları Öneriler

 Jest ve mimik kullanarak

verilen mesajı anlayabilirsiniz.

 Jest ve mimikle ile ilgili bilgi sayfalarını okudunuz.

Çevrenizde yaş, cinsiyet ve kültürler arası beden

dili farklarını gözlemleyiniz. Not alınız. Bunları

arkadaşlarınıza aktarınız.

 Bilgi sayfalarındaki mimik-jest ifadelerini kendiniz

de canlandırınız. Aynı duyguları yaşamaya çalışın

ve arkadaşlarınızla karşılıklı yorumlayınız.

 Uygun geri bildirimde

bulunabilirsiniz.

 “Bu yüzler size ne anlatıyor?” başlıklı şekilleri

yorumlayınız. Aynı ifadeleri siz gerçekleştiriniz,

arkadaşınız yorumlasın. Arkadaşınız canlandırsın,

siz yorumlayınız.

 Tokalaşma, duruş ve oturuş biçimlerini

arkadaşınızla canlandırınız ve karşılıklı

değerlendirmesini yapınız.

 Öğrendiğiniz bilgiler ışığında, çevrenizdeki

insanların beden dillerini anlamaya çalışınız, daima

onları gözlemleyiniz ve duygularını çözmeye

gayret ediniz. İyi niyetli olunuz. Ulaştığınız

sonuçları olumlu kullanınız.

UYGULAMA FAALİYETLERİ

:

30

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

Ölçme Soruları

A. Bu yüzler size ne anlatıyor?

Şekil 2.1: Yüzler ve İfadeler

B. Çoktan Seçmeli Sorular

1. Aşağıdaki davranışlardan hangisi bireyin iş birliğine hazır olmadığı görüntüsünü

verir?

A) Gülümseme

B) Eller ve avuç içlerinin açık olması

C) Yere bakma

D) Başkalarına yakın durma

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

:

31

2. Aşağıdaki jestlerden hangisi savunma duygusunu ifade eder?

A) Dik duruş

B) Eller arkada, çene yukarıda

C) Kollar, eller ve avuç içleri açık

D) Kolları göğüste kavuşturma

3. Aşağıdaki davranışlardan hangisi bireyin sıkıntı yaşadığını belirten davranış değildir?

A) Çıkışa ve saate bakma

B) Nefesini üfleyerek verme

C) Kıpırdanma ve ayaklarını sallama

D) 4 rakamını andıran bacak bacak üstüne atma biçimi

4. “Sıkılı yumruk, dudakların sıkılması, burundan gürültülü solumahangi duygunun

yaşandğını gösterir?

A) Endişe ve kaygı

B) Üzüntü

C) Tedirginlik

D) Öfke

5. Göz temasından kaçınma aşağıdaki duygulardan hangisinin belirtisidir?

A) Rahatlık ve açıklık

B) Suçluluk veya bir şey saklama duygusu

C) İş birliğine hazır olma

D) Kendine güvenme

6. Endişe ve kaygıyı yansıtan mesaj hangisidir?

A) Esneme

B) Göz teması

C) Tırnak ısırma

D) Düğmelenmemiş ceket

7. Ceket düğmeleri sıkı kapatılmış, kollar göğüste kenetli, vücudu uzağa çevirme,

kapıya bakma ifadeleri hangi duygunun yaşandığını gösterir?

A) Öfke

C) Rahatlık

B) Şüphe duyma

D) Savunmaya geçme

8. Bayanların başlarını yana eğik durumda tutup bakmaları hangi duygu içerisinde

olduklarını gösterir?

A) Gergin

B) Endişeli

C) İlgi bekleme

D) Üzüntülü

:

32

9. Kişinin başka birine yan bakması hangi mesajı ifade eder?

A) Alçakgönüllülük

B) İlgi ya da saldırma

C) Güvensizlik

D) Derin düşünce

10. Otururken ayakların açık olarak durması erkeklerde hangi durumu yansıtır?

A) Rahatlık ve güven duygusu

B) Savunmaya geçme

C) Endişe ve kaygı

D) Tedirginlik

11. Kültürler arası benzerlik gösteren jest-mimik hangisidir?

A) Selamlaşma

B) Çağırma

C) Vedalaşma

D) Ağlama

12. Parmak uçlarını diğer kişinin avucuna bırakarak” tokalaşan kişi için yorumunuz ne

olur?

A) Dengeli ve kendine güvenlidir.

B) Güçlü ve üstünlük duygusu yaşamaktadır.

C) Güvensiz, çekingen ve endişelidir.

D) Şiddete eğilimlidir.

:

33

MODÜL DEĞERLENDİRME

 Modülü bitirdiniz. Modül sonunda kazanmanız gereken yeterliği kazanıp

kazanmadığınızı ölçen bir ölçme aracı öğretmeniniz tarafından hazırlanarak size

uygulanacaktır.

 Bu uygulama sonunda bir üst modüle geçip geçmeyeceğiniz öğretmeniniz

tarafından size bildirilecektir.

MODÜL DEĞERLENDİRME

:

34

CEVAP ANAHTARLARI

ÖĞRENME FAALİYETİ 1CEVAP ANAHTARI

1. D

2. B

3. B

4. B

5. A

6. C

7. D

ÖĞRENME FAALİYETİ 2 CEVAP ANAHTARI

A) Bu yüzler size ne anlatıyor?

1. Ilgisiz

2. Düşmanca, alaycı

3. Mutlu

4. Çok kızgın

5. Üzgün, kasvetli, ters

6. Çocukça, saf bir mutluluk

7. Yorgun, bitkin, uyuşuk

8. Biraz kızgın

9. Sahte bir mutluluk

10. Çok üzgün

11. Şüpheci

12. Derin bir keder

B. Çoktan Seçmeli Sorular

1. C

2. D

3. D

4. D

5. B

6. C

7. D

8. C

9. B

10. A

11. D

12. C

CEVAP ANAHTARLARI

:

35

KAYNAKÇA

 ALTINTAŞ Ersin, Devrim ÇAMUR, Beden Dili, Aktüel Basım Yayın, İstanbul,

2004

 BALTAŞ Acar, Zuhal BALTAŞ, Bedenin Dili, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2004

 CÜCENOĞLU Doğan, İçimizdeki Biz, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003

 CÜCENOĞLU Doğan, İletişim Donanımları, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002

 CÜCENOĞLU Doğan, İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002

 DÖKMEN Üstün, Varolmak Gelişmek Uzlaşmak, Sistem Yayıncılık, İstanbul,

2003

 İZGÖREN A.Şerif, Dikkat Vücudunuz Konuşuyor, Elma Yayınları, İstanbul,

2003

 KAŞIKÇI Ercan, Doğrucu Beden Dili, Hayat Yayınları, İstanbul, 2005

 KINGMA Daphne Rose, Gerçek Aşk, HYB Yayınları, Ankara, 1999

KAYNAKÇA